Your browser version is outdated. We recommend that you update your browser to the latest version.

TAYLAND  

Eski adı Siyam olan Tayland krallığı Güneydoğu Asya'nın şüphesiz en güzel ülkelerinden biridir.

Yönetim şekli krallıktır, konuştukları dil ise Tai dilidir.  

Başkenti Bangkok' dur. Neredeyse tüm Tayland nüfusunun % 10 'u Bangkok' ta yaşamaktadır. Tai dilinde çok uzun bir söyleniş şekli olsa da Bangkok melekler şehri anlamına gelmektedir. 

 BANGKOK

Royal Grand Palace ; Bir çok yeri halka açılmıştır. son derece etkileyici bir işçiliği vardır.

Emerald Buda ; sarayın yanındaki tapınaktır. İçinde Zümrüt Budha yer alır.

Thai Evi ; İkinci dünya savaşından sonra buraya gelen İngiliz işadamı Thompson'ın evidir. Çok güzel thai işçiliği ile yapılmıştır.

Floating market ; Dünyada kolaylıkla bir eşine daha rastlayamayacağınız bir nehirdir. İnsanlar bu kanalların içindeki  evlerde yaşayıp her türlü ihtiyaçlarını kayıkla gezen satıcılardan sağlamaktadır.

Büyük nehir ;  Bangkok'un tam ortasından geçen Chao Phraya nehri de gezilmesi gerekli olan nehirlerden biridir.   

Bir çok tapınak bu nehrin kıyısındadır.

Tayland budizm inanışı açısından önemli bir yerdir. Tüm Tayland'da yaklaşık olarak 26,000 civarında budist tapınağı vardır.

Bunlardan en önemli 3 tanesi:

Wat trimitr ; Altın Buda tapınağı, saf altından yapılmıştır. 3.5 ton ağırlığındadır.

Wat Po ;Uzanan Buda tapınağı , Bangkok'un en eski tapınağıdır.

Wat Benchamabopit ; Bu tapınak büyüleyici güzellikte beyaz italyan mermerinden yapılmıştır.

 

    3 günlük Bangkok turumuzda İstanbul'dan THY ile 8 saat 20 dakikada Bangkok'a vardık. Havaalanında ilk karşılaştığımız, Budha'nın dekoratif amaçlı ya da satış amacıyla alınmasının yasak olduğu yazısıydı. Bu bir kuralmış. Biz havaalanından metro ve taksi ile otele geldik. Havaalanından taksiye binmemenizi tavsiye ediyorum. Taksi ile metro arasında bayağı fiyat farkı oluyor. Bir taksiciye yine de fiyat sorduk, havaalanından otele 1,300 Baht istedi. 4 kişi için metroya 140 Baht verdik. Dönüşte uçağımız erken olduğu için şehirden havalimanına 700 Baht verdik.Taksiciler bir de kazıklamaya çalışıyor. Akşam 4'e kadar bütün taksilerin taksimetre açması gerekiyor. Ancak bazıları turist olduğunuzu görünce normalin 2-3 katı fiyatına sizi götürmeyi teklif ediyor. Ama açanı bulmak çok zor. Saat 4'ten sonra trafik olduğundan fiyatları arttırıyorlar.

 

     İlk gün otele yerleştikten sonra şehir turu yaptık. Şehir merkezi nerede ise alışveriş merkezlerinden oluşuyor.Bangkok her yıl çok değişiyor.Gittikçe bir Avrupa başkenti gibi oluyor. Her marka ürün ve mağaza var. Alışveriş merkezleri üstten köprüler ile birbirlerine bağlı(Sky walk), ve köprüler de "sky train"e bağlanıyor. Trafiği rahatlatmak adına çok güzel bir çözüm. Merkezdeki alışveriş merkezlerinden Siam Paragon ve Siam Center karşılıklı alışveriş merkezleri. İkisinde de lüks mağazalar var. Buralar yerellikten biraz uzaklaşmış. Yerel ve daha uygun fiyata mağaza arayanlar için MBK'yi tavsiye ediyorum. Gittiğinizde tütsülerden almayı unutmayın. Akşamları ana cadde üzerinde night market kuruluyor. Cadde boyunca satıcılar kıyafet ve yerel yemeklerinden satıyorlar. Bizim kaldığımız otel Radisson Blue Asok'taydı. Skytrain ile Asok'ta inince iki katlı çok güzel bir masaj salonu var: Urban Retreat. Masaj yeri arıyorsanız tavsiye ederim. Sadece önceden rezervasyon istiyorlar. Foot massage kişi başı 450 Baht'ttı.

 

      İkinci gün merkezin 1.30 saat uzaklığındaki "Damnoen Saduak Floating Market"a gittik. Bunun için sabah erkenden yola çıkmanız gerekiyor. Biz taksi ile saat 8'de yola çıktık. Ve 1 günlüğüne taksiyi kiraladık. Floating market turu için iki seçenek var. İlki 1 saat süren Floating Market ve nehir kenarında olan küçük bir tapınak turu. İkincisi ise sadece Floating Market'a gidiyor. O da 45 dakika. Sizi kayıklara bindiriyorlar ve turunuz başlıyor. Biz 1 saatlik olana gittik. Kesinlikle size ilk söyledikleri fiyat üzerinden pazarlık yapmalısınız. Önce tapınağa götürüyor, gezmeniz için 15 dakika veriyor. Daha sonrasında ise Floating Market'a götürüyor. Floating Market'ta kayığınızla dolaşırken sizin baktığınızı gören satıcılar uzun çubukları ile kayığınızı kendilerine çekiyorlar ve hemen fiyat veriyorlar. Söyledikleri fiyatlar olması gerekenin çok üzerinde. Önceden de söylediğim gibi burada alışveriş yaparken kesinlikle pazarlık yapmalısınız. Şans eseri gördüğümüz bir satıcı Türkçe birkaç kelime biliyordu. Oraya gelen Türk turistlerden "kaç para?", "merhaba" gibi kelimeler öğrenmiş. Orada nehrin kenarındaki satıcıların dışında kendi kayıklarında satış yapan satıcılar da var. Onlar daha çok meyve ve yerel yemeklerinden satıyorlar. Kayıkları ile yanınıza gelip ürünlerini tanıtmaya başlıyorlar. Onlardan biri bulaşığını nehirde yıkıyordu, bizim üzerinde gezdiğimiz, motorlu kayıkların pis atıklarını bıraktıkları nehirde... Ve sonra onun içinde turistlere yemek veriyor.Satıcılar bu işi turizme dökmüşler, sattıkları ürünler yerel ama oranın havası daha çok para kazanma amaçlıydı. "Floating Market" alışık olduğumuz marketlerden farklı, ancak çok kalabalık, çok fazla sayıda turist var. Nehirde dolaşırken egzoz kokuları da beraberinizde geliyor. Floating Market'tan sonra yolumuzun üzerinde olan "ahşap oymacılığına"(wood carving) gittik. Ortaya çok güzel ürünler çıkarmışlardı. Tablolardan masa takımına, dolaplardan sallanan koltuklara kadar her şey el yapımı. Oradan sonra "Gems Gallery"e gittik.Önce size kolye, küpe, yüzük, vb. nasıl yaptıklarını gösteriyorlar, sonrasında ise sizi satış bölümüne alıyorlar. Alma gibi bir niyetiniz varsa buradan almanızı tavsiye ederim çünkü devlet garantili. Belki daha ucuza dışarıda da bulabilirsiniz ancak sahte çıkma ihtimali çok fazla.

 

      Üçüncü gün ise Royal Grand Palace'a gittik. Burası kralın ailesiyle birlikte yaşadığı, hükümet binalarının ve Wat Phra Kaew'in de bulunduğu yer. Ve son derece etkileyici bir işlemeciliği var. Wat Phra Kaew, Zümrüt Budha'nın tapınağı anlamına geliyor(Emerald Budha). Royal Grand Palace 16'da kapanıyor, sabah erken saatlerde gitmenizi tavsiye ediyorum. Aksi takdirde güneş tepedeyken gezmek zor oluyor. Ve giriş için kıyafetlerinizin uygun olması şart. Şort ya da tayt giymenize izin vermiyorlar ve kolsuz tişörtlere de izin vermiyorlar. Eğer yanınızda yoksa girişte 200 baht depozito ile kıyafet alabiliyorsunuz. Erkeklere pantolon veriyorlar, kadınlara ise üzerlerine bağlayabilecekleri uzun bir kumaş veriyorlar. Royal Grand Palace'dan çıktıktan sonra biraz ileride Wat Pho yer alıyor.Burası uyuyan Budha tapınağı. İsterseniz sonrasında Wat Pho Traditional Medical School'da masaj yaptırabilirsiniz. 

 

KO SAMUI 

 Burası bir adadır. Ko kelimesi Tai dilinde ada demektir.  Tayland'ın önemli turistik yerlerindendir. Adaya Bangkok'dan küçük uçaklar ile uçuyorsunuz. Havaalanı çok şirin, bildiğimiz gibi binalar yok. Sadece üstü sazlar ile kapatılmış, küçük bungalow yapılar var.

 

CHIANG MAI

Biz Bangkok'dan sonra üç günlüğüne Chiang Mai'ye geldik. Burası Bangkok'a göre 1 saat kuzeyde, dolayısı ile de daha soğuk. Özellikle sabahları 18 derece, öğlenleri ise 30 derece civarında oluyor. Bangkok'dan sonra burası gerçek Tayland gibi geliyor. Hayat daha ucuz. Trafik karmaşası Bangkok'a göre yok sayılabilir. Chiang Mai şehri çok eski bir şehir, 150 yıl öncesinde ayrı bir krallıkmış. Daha sonra Tayland'a bağlanmışlar. Şehrin merkezi kare şeklinde su yolu ile çevrili. Burada da bir çok tapınak var.

Biz Chiang Mai'ye gelmeden önce Bangkok'daki şöförün yardımı ile iki gün boyunca bizi gezdirmesi için araçlı bir rehber kiraladık. 

Chiang Mai'da kaldığımız yer Art Mai Gallery Nimman Hotel'di. Otelin olduğu bölge yeni gelişen bir turizm alanı.

Etrafında bir çok küçük bar, cafe, restoran bulunuyor. Son derece güzel bir bölge.

 

1.     Budist tapınakları

2.     Fil Safarisi

3.     Tiger Kingdom

4.     Karen uzun boyunlu insanların kabilesi

5.     Ve tabiki night market.

6.     İsterseniz de bunlara ilave olarak Monk morning Alm ve Monk Chat yapabilirsiniz.

 

     Bunların dışında şehir dışına çıkmak isterseniz Doi Inthanon doğal parkı ile 3 saat uzaklıkta olan Chiang Rai ve civarını tavsiye ederim. 

 

     Biz ilk gün otele eşyalarımızı atar atmaz günümüzü tapınakları gezerek geçirdik. İlk olarak Chiang Mai'nin dışındaki bir tepede bulunan tapınağa gittik. Burası Doi Suthep Temple. Girişte asansörü kullanarak çıkıyorsunuz, iniş ise merdivenlerden. Oldukça ilginç bir tapınak. Görülmesi gerekli yerlerden biri ve çok gösterişli.  Burada şans çubuklarını sallayarak bir nevi o günkü şans falımıza da baktık. Bu çubuklar Tayland'da çok yaygın. Kutuyu sallayarak içinden sadece bir tane çubuğu düşürmeye çalışıyorsunuz, düşen çubuğun numarasına göre de falınızın yazılı olduğu kağıdı alıyorsunuz. Doi Suthep dışında şehirde birbirine yakın 4 tapınak daha var. Hepsi de birbirinden farklı tapınaklar. Bu tapınaklarda monk chat seansları düzenleniyor. Burada Budist rahipler ile istediğiniz konularda konuşabilir, Budizm hakkında istediklerinizi sorabilirsiniz. Tabii ki karşılığını ödemek koşulu ile. Öğrendiğimize göre, Budist rahipleri günde sadece 2 sefer yemek yiyorlar. Birincisi sabah 6 ile 8 arası, ikincisi ise gece yarısından önce. Bunun dışında sıvı tüketimi yapabiliyorlar ancak yemek yemiyorlar. Ayrıca Budist rahipleri kendi yemeklerini de yapmıyorlar. Sabah pazar yerlerinde düzenlenen Morning Alm'lara giderseniz Tai halkının Budist rahiplere yemek verme ritüellerini izleyebilirsiniz. Bunun için sabah saat 6'da kalkmayı göze almalısınız.

 

    Biz ikinci gün Chiang Mai'de Maetamann Elephant Camp'a gittik. Burada size fil safarisi öncesinde bir şov gösteriyorlar. Fillerin yaptıkları hareketler inanılmazdı. Reverans vermeleri, dans etmeleri, kaleye şut atmaları, hatta resim yapmaları gibi tahmin edemeyeceğiniz hareketlerdi ve çok keyifliydi. Ayrıca isterseniz filler sizi ayaklarında da taşıyor, verdiğiniz parayı hortumları ile alıp eğitmenlerine veriyor, ve hatta satın aldığınız şeker kamışlarını paket şeklinde ağızlarına atıyorlar. Fillerin boyları ayaklarının çapının iki katına eşitmiş.  Daha sonrasında ise filler ile yarım saatlik bir geziye çıkıyorsunuz. Eğer isterseniz fil safarisi dışında "ox riding" ve rafting de yapabiliyorsunuz. Bilet alırken ona göre karar vermeniz gerekiyor. Filin üzerinde gitmek çok değişik bir his, ata veya başka bir hayvana binmeye benzemiyor. Tai halkı yüzlerce yıldır taşımacılıkta ve savaşta kullandıkları fili artık sadece turistik amaçla kullanıyorlar. Fil safarisinde kumaş bir şey giymenizi tavsiye etmiyorum, özellikle aşağı eğimli yerlerden geçerken oturduğunuz yerden sizi daha çok kaydırıyor. Fil safarisinden sonra Tiger Kingdom'a gittik. Açıkçası buraya girerken kaplanların yanında oturup onları seveceğimizi tahmin etmemiştik. Küçük, orta ve büyük boy olarak 3 kategoride sınıflandırmışlar kaplanları. Ücretleri de boylarına göre değişiyor. Kaplanlar geniş, büyük tel örgüler ile çevrilmiş alanlarda dolaşıyorlar. Bir bakıcı ile buraya giriyor ve arkasından yaklaşıp yanına oturabiliyorsunuz. Rahat rahat sevip yanında 10 dakika bile durabilirsiniz. Ancak tehlikeli olabileceğinden ön ayaklarına dokunmanıza izin vermiyorlar. Girişi ise 500 Baht. Tiger Kingdom'dan çıktıktan sonra Karen köyüne gittik. Karen köyü, orada yaşayanların boyunlarına taktıkları uzun demir kolyeler ile meşhur. Bu kolyeleri takarak boyunlarını uzatacaklarına inanıyorlar. Ancak bunlarla ömür boyu yaşamak zorundalar, çıkardıkları takdirde boyunları zayıfladığı için boyunlarını taşıyamıyorlar. Yeni doğan çocuklara bu nedenle takmamaya başlamışlar. Girişi 500 baht kişi başı, bana kalırsa çok gerekli değil. 

 

    Chiang Mai'de akşamları şehrin merkezinde saat 18 ile 24 arası Night Market kuruluyor. Aradığınız her türlü eşyayı, yemeği bulabiliyorsunuz. Kıyafetlerden imitasyonlara her şey var, oldukça büyük ve çok kalabalık. Tayland için gece marketleri bir yaşam tarzı, hemen her yerde kuruluyor.

 

PHUKET

    Biz Bangkok ve Chiang Mai'den sonra Phuket'e geldik. Phuket yarımadası irili ufaklı her bütçede bir çok otele ev sahipliği yapıyor. Bunlardan en büyüğü de Patong Beach. Phuket havaalanından Karon ve Patong otel bölgelerine taksi ile 1 saat sürüyor. Burada sıkı pazarlık etmeniz lazım. Havaalanında hükümetin resmi bir tarifesi var. Ama burada bunu kimse takmıyor. Bizim kalacağımız Karon Beach bölgesine 1,000 Baht yazmasına rağmen 1,400 Bahttan az kimse vermiyordu. Sıkı bir pazarlıktan sonra 1,000 Bahta ancak bir araç bulabildik. Biz burada Le Meridien'de kaldık. Akşamları Patong plajı'nın olduğu bölgeye gitmenizi tavsiye ederim. Otelden en fazla 10 dakika sürüyor. Geceleri çok canlı, Amsterdam'daki Red Light Street gibi bir sokağı var. Onun dışında sahili çok canlı, çok turistik bir yer. Akşam yemeklerimizi orada yedik. ABD ve Avrupa'da bulunan her türlü restoran da şubelerini buraya açmaya başlamış. Hard Rock Cafe'den Hooters'a, Haagen Dazs'dan Mövenpick'e kadar ne ararsanız var. Patong'dan otele 200 Bahta gelmeniz mümkün. Ayrıca otelin hemen çıkışında masaj yerleri var. Burada eğlence sektörü çok gelişmiş durumda. Sanırım Tayland'ın en eğlenceli, en turistik bölgesi... Her türlü gece kulübünü, disko ile yerel seafood restoranlarını, thai yemeklerini her bütçeye ve zevke göre müzikli, müziksiz bulabilirsiniz.

 

   Phuket'te civar ada turları da çok meşhur. İki ana güzergah var. Genellikle hızlı sürat motorları ile yapılıyor. Sizi otelinizden alıp Phuket limanına götürüyorlar ve 30- 35 kişi kapasiteli tekneler ile adalara götürüyorlar. Gezi neredeyse tam gün sürüyor, genel olarak başlangıç saati 07.30,  akşam dönüş saati ise 17.30 . Kesinlikle pazarlık yapmanız gerekir. Liste fiyatları 100 ABD doları ama indirim hemen yapıyorlar. Birinci güzergah, ki en yaygın olanı Phi Phi adası turu. İki kardeş adaya yapılan bir gezi. Şnorkel ile dalış yapılıyor, öğle yemeği de dahil ve deniz üzerinde yaşayan bir köye gezi yapılıyor. İsterseniz buradaki otellerde de kalabilirsiniz. Phi Phi adası Krabi'ye ait. Turlar yerine daha ucuz bir seçenek de Phuket limanından düzenli olarak kalkan yerel tekneler. İkincisi ise James Bond olarak da  adı geçen (Bir filmindeki sahne orada çevrildiği için) Phang Nga Bay turu. Bu tur daha görsel bir tur, Vietnam'daki Halong Bay'e yapılan turları andırıyor. Manzarası aynı... Burada da kano gezisi yapılıyor. Deniz maymunlarını da bu esnada görme şansınız olabilir. Ancak yine Halong Bay'deki kadar çok değil. Her iki turun da çok turistik olduğunu, gittiğinizde nerede ise tüm Phuketin oralara geldiği izlenimine kapılabilirsiniz. Bu nedenle saat 06.00'da başlayan turlar düzenlemeye ba şlamışlar. Kimse gelmeden dolaşıp otelinize dönüyorsunuz. Tabii ki çok erken kalkmayı göze almak lazım.

 

Tayland' da bir şey almak istediğinizde mutlaka pazarlık yapın , ilk söyledikleri fiyattan ciddi bir indirim alabilirsiniz.

Bir de hatırlatmak istediğim bir şey var:  Budizm inanışına göre Tayland'da insan başı çok önemlidir. Kimse kimsenin başına dokunamaz. İnsanların saçları her zaman düzenlidir.

 Tayland, turizme çok önem vermektedir. Neredeyse ülkelerine gelen her turiste Tayland'ın kendine özgü çiçeklerinden hediye ederek karşılamaktadırlar. Burada kısa kollu rahat kıyafetler giymenizi öneririm. Son derece sıcak ve nemli bir ülkedir. Bu nedenle dünyaca meşhur Tik ağaçları burada yetişmektedir. Tayland'ın birçok bölgesinde, tabii ki başkent Bangkok civarında da, Tik ağacından el işlemeleri ile mobilya yapan çok sayıda atölye benzeri işletmeleri görebilirsiniz.  Ayrıca zor ve nadir yetişen orkideler de Tayland ve civarındaki ülkelerde yetişmektedir. Hayatınızda göremeyeceğiniz kadar renkli  çeşitli boylarda orkide buralarda yetişmektedir.

Dünyaca ünlü siyam kedisinin orijini de burasıdır. Ancak sokaklarda pek göremezsiniz, insanlar genelde evlerinde besliyor.