İSPANYA
İspanya çok geniş bir kültüre sahiptir. Her bölgesi farklı bir etnik yapı ve özerk bölgeye ayrılmıştır. Her özerk bölge kendi içerisinde ayrı cumhuriyetler olarak iç işlerinde bağımsızdır, kendi özerk bölge bayrakları vardır. Bunların en önemlileri Katalan, Bask ve Endülüs bölgeleridir. İspanyolca dışında Katalan ve Bask dilleri de konuşulur.
Akdeniz iklimine sahip olduğu için, bu iklimin elverişli olduğu zeytin ağaçlarını İspanya’da kuzeyden güneye indikçe kilometrelerce göreceksiniz. Bu işi devlet de desteklemektedir ve gelecek için zeytinciliğin ön plana çıkacağını planlamışlardır.
Gezdiğim turistik şehirlerden…
Madrid
Zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız şehir... Otobüs ve metrolarla ulaşım çok rahat ve kısa sürüyor. Şehrin her bölgesine metro ulaşıyor. Uçakla hava alanına indikten sonra 200 numaralı otobüsle Avenida de America metro istasyonuna gidebilir, oradan gideceğiniz yere devam edebilirsiniz. Madrid'in en popüler ve canlı caddesi Gran Via'da yürürken binaların mimarisinden etkilenmemek elde değil. Gran Via üzerinde çok fazla mağaza var, bunlardan en büyüğü Primark. Gezerken insanların ellerinde mutlaka poşetlerini görürsünüz. Gran Via'ya sadece 5 dakika yürüme mesafesinde olan Sol de Madrid'in en turistik mekanlarından biri. Gran Via metro istasyonunun hemen yanında olan Tapa Tapa restoranını öneriyorum. "Mejillones" diğer adıyla midye yemenizi tavsiye ederim. Ancak en küçük boyu ile doymayacağınızı söylemek isterim. Burada sadece haşlayıp getiriyorlar. Onun yanında ton balıklı salatası da güzel bir tercih.
Gran Via caddesinin sonu Plaza de Espana'da bitiyor. Don Qijote ve Miguel de Cervantes heykelini burada görebilirsiniz. Plaza Mayor da Madrid'de uğramanız gereken başka bir yer. Burası, Puerta del Sol'e yürüme mesafesinde. Kocaman bir avlusu var ve dört tarafı üç katlı binalarla çevrili. Ortasında ise kral III. Philip'in heykeli var. Binaların en alt katları şimdi restoran olarak kullanılıyor. Güzel restoranlar var ancak turistik bir yer olduğundan dolayı pahalı olabilir. Madrid'in en büyük parkı Parque del Retiro da akşam üzeri yürüyüş yapmak için güzel bir tercih. Tabi sabah koşusu yapmak da size kalmış. Günün her saati, gittiğinizde göreceksiniz, spor yapanlar, bikinileriyle güneşlenenler, köpeğiyle frizbi oynayanlar... Oraya kadar gitmişken Crystal Palace'ı da görmelisiniz. İçerisinde pek bir şey olmasa da dış ortamı çok güzel.
Mercado de San Miguel, bildiğiniz marketlere benzemiyor. Burada, tapaslardan balıklara, tatlılardan içeceklere kadar her şey var. Ancak aşırı kalabalık... Ve tek sorun masa bulabilmek... Orada yemeniz için düzenlenmiş markette, size istediğinizi hazırlayıp veriyorlar. Böyle bir sürü yer var ancak en tanınmışı San Miguel. Üstelik Plaza Mayor'a çok yakın. Plaza Mayor'a yakın bir başka yer de Chocolateria San Gines. Burada İspanya'nın yerel tatlısı churros'un tadına bakmalısınız. Churros, hamurdan uzun çubuklar halinde yapılan bir tatlı. Size yanında eritilmiş çikolata veriyorlar ve ona batırarak yiyorsunuz.
Royal Palace akşam 6'dan sonra gelenleri ücretsiz alıyor. Ancak 8'de kapandığı için her yeri gezmek zor olabilir. Royal Palace'ın hemen arkasında Jardines de Sabatini yer alıyor. Burası önceden kraliyet sarayının bahçeymiş, ancak şimdi herkese açık. Madrid'e gelip de müze gezmeden olmaz diyorsanız iki müze önereceğim. Ancak bunlar resim ağırlıklı müzeler. İlki Prado müzesi. Burada resimlerin yanında heykel çalışmaları da bulunuyor. İkincisi ise Reina Sofia müzesi. Madrid'in en güzel müzesi olarak geçiyor. İki müze de birbirine yürüme mesafesinde. Buraya Atocha metro istasyonundan ulaşabilirsiniz. Ancak Kasım ayına kadar metroda çalışma olduğundan, buraya otobüs seferleri de koymuşlar.
Eğer Madrid'de kalıyorsanız, başka şehirlere günübirlik geziler de düzenleyebilirsiniz. Örneğin Toledo, Madrid'e araba ile bir saate yakın uzaklıkta. Denize girmek içinse de Valencia hızlı tren ile 2 saat uzaklıkta. Bu hızlı trenler Atocha istasyonundan kalkıyor. Real Madrid'in stadı Bernabeu Stadium da gezilebilecek yerlerden. Maç zamanı olmasa da stadyum manzaralı restoranda yemek yemek isterseniz Restaurante Esquina'ya gitmelisiniz. Ancak maç varsa yer bulmanız zor olacaktır.
İspanya'nın iki önemli içeceği "Tinto de Verano" ve "Sangria". İkisi de şarap ile yapılıyor. Tinto'ya şarabın yanında fanta veya soda ilave ediliyor. Sangria'ya ise şeker ve alkollü başka bir içki ilave ediliyor. Yaz sıcağında buzlu servis edilince çok ferahlatıcı oluyor. Bilbao metro durağının yakınlarındaki Ochenta Grados isimli restorana gitmenizi tavsiye ederim. Özellikle "köpüklü tinto"su çok güzel. Madrid'de gitmenizi önereceğim başka restoranlar ise Quintin ve El Buey. Quintin, hafta içi hafta sonu demeden her an dolu. Rezervasyon yaptırmadan yer bulmanız çok zor. El Buey ise et restoranı. İsterseniz size sıcak tabak ve pişmemiş etleri getiriyorlar, siz önünüzde istediğiniz kadar pişiriyorsunuz. Tabak soğudukça da yenisi ile değiştiriyorlar.
Barselona
Barselona Avrupa şehirleri arasında en hareketli, en canlı ve en kalabalık şehirdir. Bu şehrin simgesi haline gelen “Sagrada Familia” 1880’lerde yapılmaya başlanmasına rağmen günümüzde özelliğini koruması için hala tadilat ve bakım aşamasındadır. Biz gittiğimizde bu kiliseyi gezemedik ancak dışarıdan muhteşem bir yapı olduğu anlaşılıyor. Bu kilise gotik tarzı kiliselerin en büyüklerinden.
Bakım aşamasında
Barselona’nın merkezindeki Gaudi’nin müzesini de gezin. Bunun için geniş zaman ayırın. Çünkü dışarıdaki uzun kuyruk sizi çok bekletecektir. Bu müzenin en büyük özelliği yuvarlak hatlarla yapılmış olmasıdır.
Burası Gaudi'nin evinin terası.Yaptığı heykeller
burada sergileniyor.
Barselona’da en önemli cadde La Rambla’dır. Burada sokak gösterisi yapan insanlar aşırı fazla. Bu insanlar ilginç kostümler giyerek dikkat çekmek ve para kazanmayı hedefliyorlar. Burada yürürken dikkat edin. Aniden karşınıza çıkabilirler. Rambla Sokağında bulunan pazara mutlaka uğrayın. İlginç yiyeceklerin çoğunu bir arada bulacaksınız.
La Rambla sokağındaki göstericiler
Bu sokaktaki pazar yeri
Bu şehirde sokaklarda ve sahilde yürüyüş yapın. Yol boyunca göreceğiniz kafelerden birinde değişik kokteyllerden için. Aynı zamanda meşhur İspanyol yemeği olan Paella ve tapas yiyin. Değişik tapas restoranları akşamüzeri saatlerinde açılıp gece yarılarına kadar hizmet vermektedir. Saat 14.00 ile 16.00 arasında sokakları ıssız göreceksiniz. Çünkü İspanyollar bu saatlerde Siesta adı verilen dinlenme saati yapıyorlar. Bu saatlerde genelde uyurlar. Bu sebeple akşam yemeklerini geç yerler.Bu saatler 10-11’e kadar uzuyor. Bir de meşhur içecekleri olan Sangria’yı deneyin.
Şehri gezmek için yürümek istemezseniz şehri dolaştıran çift katlı “Sightseeing” otobüsleriyle tura katılabilirsiniz. Bu otobüslerin özelliği istediğiniz yerde inip gezip dolaştıktan sonra bir diğerine de ücretsiz binmenizdir.
ENDÜLÜS BÖLGESİ
Sevilla
Endülüs özerk bölgesinin sanat, kültür ve ekonomi merkezidir. Sevilla'da Avrupa'nın üçüncü büyük katedrali mevcuttur. Ayrıca Sevilla İspanya'nın flemenko merkezi olarak da kabul ediliyor.
Sevilla'ya giderseniz görmeniz gereken başlıca yerler ;
Reales Alcazares y Jardines (Alcazar Sarayı ve Bahçesi) katedral
Catedral de Sevilla (Sevilla katedrali )
Torre del Oro (kule) - Ressam Velazquez'in Evi
Plaza de Espana (şehir meydanı)
Torre del Oro (kule)
Calle Sierpes (alışveriş ve gezinti sokağı)
Mercado de Triana (bit pazarı)
Ressam Velazquez'in Evi
Endülüs özerk bölgesinin sanat, kültür ve ekonomi merkezidir. Sevilla'da Avrupa'nın üçüncü büyük katedrali mevcuttur. Ayrıca Sevilla İspanya'nın flemenko merkezi olarak da kabul ediliyor.
Cordoba
İspanya'nın Endülüs eyaletinde Guadalquivir Nehri kenarında kurulmuş bir şehirdir. Roma İmparatoru Claudius Marcellus tarafından kurulmuştur. Uzun süre Endülüs Emevilerinin egemenliğinde kalan şehirde en önemli mimari eser, Cordoba Camisi'dir. Katolik İspanyolların şehri yeniden ele geçirmesinden sonra kiliseye çevrilen ve günümüzde hala katedral olarak kullanılmakta olan yapı, yapılan bir miktar tahribata karşın hala pek çok özelliğini korumaktadır.
CASTILLA LA MANCHA BÖLGESİ
Toledo
Toledo; Castilla la Mancha otonom cumhuriyetinin başkentidir.Dünya mirası listesine girmiş bu kente uğramadan İspanyadan ayrılmak, Madrid ve Endülüs'e hiç gelmemiş olmak demektir. Toledo kendisi son derece küçük kayalık bir tepenin üzerine kurulmuş, ortaçağdan kalmış bir şehir gibidir. Denizden yüksekliği 529 metredir. Bu da Toledo'ya çevresine göre muhteşem bir manzaraya bakma imkanı sağlamaktadır.