Your browser version is outdated. We recommend that you update your browser to the latest version.

PORTEKİZ

Portekiz seyahatimizde ilk olarak Porto'ya uçtuk. Türk Hava Yolları'nın Porto'ya direkt uçuşu var ve beş saat sürüyor.

PORTO

 Porto'ya ailemle, tura dahil olmadan gittik. Araç kiralamaya gerek olmayan bir şehir, ulaşım metro veya taksi ile çok kolay sağlanıyor. Biz Porto'da Holiday Inn Gaia'da kaldık. Buradan şehir merkezine ulaşım Avenida da Republica caddesi üzerinden yürüyerek 20 dakika civarı sürüyor. Douro nehri üzerinden geçen Dom Luis I köprüsü Gustave Eiffel'in öğrencisi Theophile Seyrig tarafından planlanmış. Köprü iki kısımdan oluşuyor. Üst kısmı metronun geçtiği ve yayaların yürüyebileceği  bir alan. Alt kısmı ise trafiğe açık olan alan. Şehir merkezine gitmek için metro tercih edildiğinde bu köprü üzerinden geçiliyor. Ancak önerim, metro dışında bu köprüden yürüyerek geçmeniz. Nehrin iki tarafının da çok güzel manzarası var. Bir başka manzarayı seyredebileceğiniz yer ise, köprüden geçmeden önce sol tarafta yer alan park. Parkın adı Jardim do Morro. Parkın düzenlemesi de çok güzel. Portekizliler bu parka içecekleriyle gelip manzaranın keyfini çıkarıyorlar. Bizim gibi birçok turist aynı zamanda Mosteiro da Serro do Pilar'a çıkarak manzarayı seyrediyor. Burası caddenin sağ tarafında yer alıyor. Parkın oraya gidince kıyıya doğru giden teleferik göreceksiniz. Porto çok fazla yokuşun olduğu bir şehir. Kıyı parkın aşağısında kalıyor. Biz yürüyerek aşağı inip teleferik ile çıkmayı düşünmüştük ancak teleferik akşam kapanıyor. Ara sokaklardan aşağı inince köprünün alt kısmınının başlangıcına geliyorsunuz. Hava kararmadıysa kıyı boyunca sokakta kolye, küpe, hediyelik eşya satanları görebilirsiniz. Ve kıyı boyunca restoranlar yan yana. Biz yemek için daha erken olduğunu düşünerek Mercado Municipal da Beira-Rio'da şarap-peynir tadımı yaptık. Daha sonrasında kısa bir yürüyüşün ardından Restaurante Bacalhoeiro'da akşam yemeğimizi yedik. Burada ahtapot yemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Biz çok beğendiğimiz için iki gün burada akşam yemeğimizi yedik. Nehrin karşı tarafına ikinci gün geçtik. Bu tarafta yer alan Mercado do Bolhão'nun yanındaki sokak Rua de Santa Catarina Porto'da gördüğümüz en kalabalık sokaktı. Burası aynı zamanda alışveriş sokağı. Bu sokak boyunca devam ederseniz, J. K. Rowling'in Harry Potter ve Felsefe Taşı kitabını yazarken vaktini geçirdiği Majestic Cafe'yi göreceksiniz. J. K. Rowling için Porto'da önemli olan bir diğer yer ise Livraria Lello. Yazar, Harry Potter'ı yazarken bu kitapçının dizaynından etkilenmiş. Buraya giriş 4 euro, ancak herhangi bir kitap alınması durumunda kitabın ücretinden 4 euro düşüyorlar. Bu kitapçının çaprazında ise Porto Üniversitesi yer alıyor. Nehrin bu yakasında gözlem yapabileceğiniz bir yer ise Mirador. Kitapçıya çok da uzak olmayan bu yerde nehrin Gaia'ya bakan tarafını izleyebilirsiniz. Bu kısımda gitmenizi tavsiye edeceğim bir başka yer ise Se do Porto. Burası bir katedral. Biz Porto'da geçirdiğimiz üç günden ikisinde nehrin bu kısmındaydık. Bu kısmın kıyısı Riberia'ya mutlaka gitmelisiniz. Burada da kıyı boyunca kafeler, restoranlar var. Ancak benim tavsiyem Café do Cais. Burada hem restoran hem de kafe bölümü yer alıyor. Biz kafe bölümünde oturduk. Sangria'ları kesinlikle muhteşem. Kırmızı şarap, beyaz şarap ya da şampanya ile yapıyorlar. Riberia'da önereceğim bir başka restoran ise Café do Cais'in biraz ilerisinde yer alan Restaurante Vinhas D´alhoBurada bir grup Fado müziği çalıyor. Fado genellikle mum ışığında dinlenirmiş. O nedenle gösterileri sırasında ışıkları kapatıyorlar.