Your browser version is outdated. We recommend that you update your browser to the latest version.

PERU

Peru'daki duraklarımız sırasıyla Lima, Arequipa, Cuzco, Ollantaytambo, Macchu Picchu, Puno ve yeniden Lima şeklindeydi. Bu seyahatimizde yerel rehber ayarlayarak gezdik.

Peru son derece güzel ve değişik yemek anlayışına sahiptir. Kinoa ve tatlı patateslerin memleketi olan Peru'da aç kalmayacağınıza eminim. Tanınmış ana yemeklerinden biri olan Ceviche'nin tadına bakmalısınız. Ancak belirtmekte fayda var, Ceviche çiğ balıktan yapılıyor ve ekşi bir tadı var. Peru Alpaca hayvanları ile ünlüdür. Tüylerini kesip giyecek yapımından, yastık yapımına, hatta halı yapımına kadar kullanım alanları vardır. Gerçek Alpaca tüyünden bir şey ellediğinizde, elinizde yünün sıcaklığını hissetmektense soğukluk hissetmeniz gerekir. Baby alpaca'dan da ürünler bulmanız mümkündür. Perulular bu hayvanı yemeyi de tercih etmektedirler. Bunların dışında Peru içeceği İnka Cola'dır. Sarı rengi sizi yanıltmasın, tadı çok güzel gazlı bir içecek. Peru diyince akla ilk gelen de sanırım coca yaprağı. Perulular bu yaprağı yüksekte başları döndüğünde veya mideleri bulandığına ağızlarına atıp çiğniyorlar. İçerisindeki bir madde baş dönmesini geçiriyormuş. Ancak sadece çiğnemiyorlar. Coca çayı ve şekerini her yerde bulabilirsiniz. Peru'da gezerken yanınıza coca yapraklarını almayı unutmayın. Ayrıca kinoalı kurabiyeleri de güzeldi, otellerde ikram ediyorlar.

Cuzco

Cuzco, aşağı Cusco ve yukarı Cuzco olmak üzere ikiye ayrılır. Aşağı Cuzco halkın yaşam yeridir ve Qoricancha tapınağı vardır. Yukarı Cuzco ise Sacsayhuaman olarak bilinir ve sadece tapınak vardır. Yukarı Cuzco'dan aşağı Cuzco'ya bakarsanız üçgen şeklinde bir yol görecekseniz. Bu iki kesişen yolun yerinde eskiden nehir varmış. Ancak yakın zamanda asfalt ile kaplanmış. İnanışlarına göre yukarı Cuzco pumanın başını andırır. Aşağı Cuzco'daki üçgen kısım ise pumanın vücudunu andırır. Puma, İnkalar için önemli olan üç hayvandan biridir. 

Inca Yupanqui, diğer adıyla Pachacutec, İnka halkını işgallerden kurtarmış ve sınırlarını çok fazla genişletmiş bir kraldır. Başta, krallık soyundan gelmemesine rağmen, yaptığı savunmadan dolayı krallık unvanı verilmiştir. Sacsayhuaman dahil olmak üzere şehrin planlamasını Pachacutec yapmıştır. Şehrin görüntüsünün pumaya benzemesi onun fikridir.

Sacsayhuaman'a çıktığınızda göreceğiniz yapının bir kısmında sadece zeminin olduğunu fark edeceksiniz. Bunun nedeni Cuzco halkının bu taşları alıp evlerinin yapımında kullanmalarıdır. Sacsayhuaman başlangıçta tapınak ve eşya saklama yeri olarak yapılmış, İspanyol işgali altında ise savunma ve izleme yeri olarak kullanılmıştır. Burada aynı zamanda büyük taş bloklar da vardır. Bu taşların bazılarının birkaç yüz ton ağırlığında olduğu söylenmektedir. O dönemlerde insanların bu taşları nasıl taşıyabildiklerini araştırmak için Ollantaytambo'da taş taşıma testleri yapılmıştır. Bu taştan bloklardaki taşlar rastgele yerleştirilmemiştir. Dikkatlice bakıldığında taşlardan hayvan figürleri yapıldığını göreceksiniz. Sacsayhuaman ile ilgili bir başka bilgi de, pumanın sadece başını değil, boynunu da oluşturmasıdır. İnkalılar blokları öyle yerleştirmişlerdir ki, pumanın boynunun kıvrımları gibi gözükür. Bloklar üç kat şeklinde ve merdiven gibi ileriye doğru uzar. Üç katlı olması boynunda üç tane kıvrım olduğunu gösterir. Bloklar bu nedenle asıl yapıdan biraz aşağıda kalır.

Cuzco İnka'nın merkezidir. Ancak İnkalardan önce de çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. İnkalar 11. yy'den 15. yy'e kadar yaşamışlardır. İnkaların merkezinin Cuzco'da olmasının nedeni bir mitolojiye dayanmaktadır. Meydanda yer alan gökkuşağı renklerinden oluşan bayrak ise İnkaların bayrağıdır. Cuzco, İnkaların merkezi olduğu için Cuzco'nun bayrağı da gökkuşağı renkleridir. İnka Krallığı, merkezi Cuzco olan ve birbirine bağlı yüzlerce yerleşim yeri olan dört yüz yıllık bir krallıktır. Quechua dili en önemlisi olmasına rağmen çok sayıda dil konuşurlar. Örneğin Puno'ya gittiğimizde de Aymara dili Quechua'dan daha sık konuşuluyordu. Cuzco'nun etrafındaki tüm yerleşim yerleri birbirlerine İnka yolları ile bağlı ve yerleşim yerleri arasındaki iletişim "Chaski" adlı kişilerle sağlanıyordu. Bu kişiler duraksamadan İnka yolları üzerinde koşuyor ve mesajı gittikleri yerleşim yerine iletiyorlardı. Ancak bu mesaj "tocapu" adı verilen kumaşlarla iletiliyordu. Tocapu üzerine mesajı anlatan şekiller çiziliyor ve kumaş chaski tarafından taşınıyordu. Bu şekillere "quipu" deniliyor ancak şu an da dahil olmak üzere bu şekillerin anlamı tam olarak bilinemiyor. Burada amaç, tocapu düşmanın eline geçtiğinde mesajı anlamamasıydı. Bu mesajı okuyan kişilere ise "quipucamayoc" deniliyordu. İnka yolları üzerinde dinlenme yerleri de bulunuyor. İnka kralı bir yerden başka bir yere giderken bu yol üzerinde dinlenebiliyordu. Onun için bu dinlenme yerlerine yiyecekler, kıyafetler de konuluyordu.


Inka Trail

Şimdi de "İnka trail" adı altında üç-dört günlük yürüyüşler düzenleniyor. Uzun ya da kısa rotalar olmak üzere bu yollardan geçebiliyorsunuz. Burada Kutsal Vadinin içinden geçerek Macchu Picchu'ya ulaşmanız mümkün. Akşam ise bu yollar üzerinde kamp yapabilirsiniz, aynı şekilde uyumanız da böyle oluyor. Biz İnka trail'i denemedik ancak çok fazla sayıda insan bu turları yapıyor. Sizin de yapmanızı tavsiye ederim. Böylece Kutsal Vadi üzerindeki yerleşim yerlerini de görebilirsiniz. Yedi-sekiz yüzyıl önce İnka halkının kullandığı yollardan geçmek ayrı bir histir eminim.


Cuzco'ya yakın ancak farklı bir yerleşim yeri olan Qenqo'ya da gitmelisiniz. Aşağıda anlatacağım Kay Pacha, Ukhu Pacha ve Hanan Pacha'yı daha iyi anlayacaksınız gezinizde. Kısaca anlatmak gerekirse, Qenqo da üç kısımdan oluşuyor. Yarım ay şeklinde, taşlarla çevrili ve ortasında  kurbağa heykeli olan yer Kay Pacha'yı ifade ediyor. Oradan içeri geçiş yeri var. Burası karanlık ve yapılan incelemelerde ölülerin mumyalandığı yer olduğu görülmüş. Burası Ukhu Pacha'yı ifade ediyor. Buranın üzerindeki taşlarda labirent şekli var ve en tepesinde iki tane silindir yer alıyor. Burası da Hanan Pacha'yı ifade ediyor.

İnkalar doğaya çok önem verir ve doğa onların ilham kaynağıdır. Örneğin Qoricancha'ya gittiğinizde pencelerin dikdörtgen şeklinde değil yamuk olduğunu göreceksiniz. Bunun nedeni pencelerin şeklini gökkuşağına benzetmeleridir. Bir diğer inanış ise yamuğun kenarları dik olmadığı için gücün dağılımının yatayda ve dikeyde olmasını simgeler. Güç tek yönde dağılmamıştır. Cuzco İnkaların hakimiyeti altındayken yapılan bu tapınakta İspanyol izlerini de göreceksiniz. İspanyollar işgalden sonra İnka kültürünü yok etmek için aşağı Cuzco'daki bu tapınağı kendi kültürleri altında değiştirmişlerdir. Bu nedenle Qoricancha tapınağını Santo Domingo kilisesine çevirmişlerdir. Duvarlara baktığınızda İnkaların yaptıkları taşların üzerlerinin boyandığını göreceksiniz. Bu taşlar 1950 yılına kadar gözükmemiştir. 1950 yılında olan deprem sonucu taşların önündeki duvar yıkılmış ve İnkaların mimarisi ortaya çıkmıştır. Burada gezerken yerdeki taşlara dikkat ederseniz, onlar da İnkalar zamanından kalmıştır. Taşlar içeriye doğru çivi şeklinde uzar, bu nedenle yerinden çıkarmak çok zordur. İnka mimarisine dikkat ederseniz tamamının taştan oluştuğunu göreceksiniz. İnkalar taşları, vurma işlemiyle istedikleri boyuta ve şekile getirdikten sonra ev yapmak için üst üste koyarlar. Ardından düzleştirme işlemi yaparlar. Düzleştirirken açığa çıkan tozu tozu üstlerinde bırakıp bir sonraki taşı koyup geri alırlar. Böylece tozun izlerinden alttaki taşın tamamen değip değmediği anlaşılır. İhtiyaç olması durumunda yeniden düzleştirme işlemi yaparlar. Aşağıdaki paragrafta Cuzco'nun nasıl İnka'nın merkezi olduğuna ait mitolojiyi okuyacaksınız.

                 "İnkalılar dünyayı üç katmana ayırır. Pachamama onlara göre 'toprak ana'dır. İnanışlarına göre tüm canlılar pachamamadan gelmektedir. İnkalılara göre bizim yaşadığımız yer Kay Pacha'dır. Ölülerin bulunduğu ve insanların rüya gördüğü sırada gittikleri yerin Ukhu Pacha olduğuna inanırlar. En üst katman ise Hanan Pacha'dır. Ancak canlılar öldüğünde oraya gitmezler. Diğer bir ifadeyle en üst katmana çıkılamaz. Ukhu Pacha'dan Kay Pacha'ya geçiş noktaları vardır. Bunlar volkanlar, nehirler, mağaralardır. Geçiş noktalarına ek olarak üç önemli hayvan vardır. Bu hayvanlar üç katman arasındaki bağlantıyı ifade eder. Sırasıyla yılan, puma ve kondordur. Mitolojiye dönersek, Wiracocha dünya üzerindeki canlıları yaratandır. Ve tüm canlıları Titikaka Gölü'nde yarattığına inanılır. Yardımcısı Wiracochan ise canlılara yol gösterendir. Wiracochan Titikaka Gölü'nün oradan Kutsal Vadi'ye doğru yola çıkar ve Ollantaytambo'da olduğu sırada Wiracocha Ayar kardeşleri yaratır. Ayar kardeşlerden en büyüğü Manco Kapac yaratıldığında Wiracochan'ın taşa dönüştüğüne inanılır. Ve taşlaşmış halinin Ollantaytambo'daki dağın üzerinde olduğuna inanılır. Ayar kardeşler yaratıldıktan sonra Wiracocha, onlara altınların gömülebileceği bir şehir bulmalarını öğütler, böylece Titikaka Gölü'nden yola çıkarlar. Yolculukları sırasında yer altı dünyasu Pachamama'dan mağara yolu ile dışarı çıkarlar. Çıktıkları yer Ollantaytambo'da yer alan Pacaritanpu'dur. Bu kardeşlerin kondor gibi kanatları vardır. Ancak içlerinden bir kardeş çok agresif yapılıdır, insanlara ve çevreye sürekli zararlar verir. Bu kardeşin adı Ayar Cachi'dir. Kardeşler dünyada dolaşırken, insanlar sürekli Ayar Cachi'yi şikayet eder. Bunun üzerine üç kardeş anlaşarak dördüncüden ayrılmak ister. Bunun için dördüncü kardeşe, mağaradan çıkarken yer altı dünyasından bir şeyler almayı unuttuklarını ve bunların "Güneş'in teri" yani altın ve "Ay'ın gözyaşı" yani gümüş olduğunu söylerler. Böylece dördüncü kardeşi mağaraya geri yollarlar. İçeri girdiği sırada ise dağı iterek mağaranın girişini kaparlar. Böylece dördüncü kardeş içeri hapsedilmiş olur. Bir inanış bu kardeşin hala yaşadığına ve zaman zaman ağladığına inanır. Maras'taki dağdan çıkan tuzun ise onun gözyaşları olduğunu düşünür. Bir diğer inanış ise Ayar Cachi'nin bu dağdan çıkmayı başardığını ve kardeşlerinin bulunduğu Ollantaytambo'ya gittiğine inanır. Ollantaytambo'ya gittiği sırada kardeşlerinin üzerinden uçarken yere düşer ve bulunduğu yerde taşlaşır. Bu sebeple Ollantaytambo'daki kondor şeklindeki dağın Ayar Cachi olduğuna inanılır. Kondor, uçar halde değil konmuş şekilde durur. Ollantaytambo'dan yola çıktıktan sonra Huanacauri'ye geldiklerinde ise üç kardeşten Ayar Uchu taşa döner. Yola devam ederlerken, geriye kalan iki kardeşten Ayar Auca'nın, Cuzco'ya indiği sırada şehri çok sevdiğini söylemesi üzerine taşlaştığına inanılır. Cuzco meydanında eskiden onun heykelinin yer aldığına inanılırdı. Kardeşinin ölümü üzerine şehre gelen Manco Capac'ın ise şehri kurduğuna inanılır. Şimdi Cuzco meydanındaki heykel ona aittir."

Kutsal Vadi (Urubamba Vadisi)

Cuzco'nun kuzey doğusundaki Pisac'tan başlayıp Vilconata nehri boyunca uzanan Kutsal Vadi, Macchu Picchu'da sona erer. Ollantaytambo da Kutsal Vadi'nin üzerinde yer alır. Vadi, birbirinden farklı ve renkli hayvanları, ağaçları, bitki türlerini içinde barındırır. Herhangi bir bitki yetiştirilmesi açısından son derece verimli topraklara sahiptir. Vadinin üzerindeki yıldızların Vilconata nehrinin yansıması olduğuna inanırlar. Sabahları Güneş bu nehir üzerinden doğar.

Ollantaytambo

Ollantaytambo'da İnka tarzı taş evlerin arasından geçerken incecik akan nehirler göreceksiniz. Bu nehirler Urubamba nehrinin kollarıdır ve İnkalar eski zamanlarda su ihtiyaçlarını buradan karşılarlarmış. Akan suyun sesi sessiz doğanın içinde çok rahatlatıcı geliyor. Bu nehrin önünde teraslama tekniği uygulanmıştır. Ancak göreceksiniz ki iki teras diğerlerine göre daha alçaktadır. Burası "pencere" olarak nitelendirilir. Rivayete göre Manco Capac ve kardeşleri bu pencereden dışarı çıkar ve Pacaritanpu Dağı üzerinden gelen